Belçim Yavuz 
Sit, Stand, Walk! A Workshop on Movement in the Office, 2018

Belçim Yavuz comes from a background of dance and architecture. In her workshops she explores how bodily movements are conditioned by social structures and given physical spaces. Through a combination of simple exercises she reveals how movements become part of our identity marked by categories such as class and gender.

 

In the office she addresses the many unwritten rules that limit the way we use our bodies. The history of the office tells how physical exhaustion was decreased to the minimum, until a point where it became even unnatural. Surrounded by desks, chairs, stationary and elevators that smoothly facilitated the shift from the physical labor to mere brain activity, the modern employee is allowed to pick from a vast set of movements dictated by the environment that the office provides. Higher productivity and acceleration doesn’t mean running with our whole body anymore, but clicking faster with our right finger. While we are extending the borders of our mind, we have abandoned the potentials of our body.

 

 

Have we designed the furniture and architecture according to our body, or did our bodies adapt to them? In this workshop, we will rediscover the potentials of our bodies re-writing the new possible scenarios in the office spheres.

 

There is a gap between the possibilities of the bodily movements and the way we are limited by who we admire, respect or even fear. Belçim Yavuz aims at bridging that gap with defining the so-called comfort zone and slightly pushing the conditioned bodies outside of that zone. It is a way of experiencing the common spaces and physical relationship in a fresh way, obeying both the environment and the bodily interaction with that space.

Belçim Yavuz 
Otur, Kalk, Yürü! Ofiste Hareket üzerine bir atölye çalışması, 2018

Belçim Yavuz dans ve mimari geçmişine sahip. Atölye çalışmalarında, beden hareketlerinin nasıl sosyal yapılar ve verili fiziksel alanlar tarafından koşullandırıldığını inceliyor. Basit egzersiz kombinasyonları aracılığıyla, hareketleri sınıf ve toplumsal cinsiyet gibi kategorilerin nasıl etkilediğini ve kimliğimizin bir parçası haline getirdiğini ortaya çıkarıyor.

 

Sanatçı ofiste bedenimizi kullanma biçimimizi sınırlandıran yazılı olmayan birçok kurala değiniyor. Ofisin tarihi nasıl doğadışı olana değin fiziksel yorgunluğun minimuma indirildiğini anlatıyor. Fiziksel emekten salt beyin faaliyetine geçişi kolaylaştıran çalışma masaları, sandalyeler, ofis gereçleri ve asansörlerle çevrili olan modern çalışan, ofisin belirlediği ortam tarafından dikte edilen geniş hareket setlerinden seçmeye izinli. Daha yüksek üretkenlik ve ivme artık bütün gücümüzle koşmamız anlamına gelmiyor, yalnızca sağ parmağımızla daha hızlı tıklamamız anlamına geliyor. Zihnimizin sınırlarını genişletirken, bedenlerimizin potansiyelini terk ettik.

Mobilya ve mimariyi bedenimize göre mi tasarladık, yoksa bedenlerimiz mi bunlara adapte oldu? Bu atölye çalışmasında, ofis ortamındaki olası yeni senaryoları yeniden yazarak bedenlerimizin potansiyelini tekrar keşfedeceğiz.

 

Bedensel hareketimizin olasılıkları ile hayranlık, saygı ve hatta korku duyduklarımız tarafından sınırlandırılma biçimimiz arasında bir boşluk mevcut. Belçim Yavuz, bu sözde konfor alanını tanımlayarak ve koşullandırılmış bedenleri o alanın hafifçe dışına iterek bu açıklığı kapatmayı hedefliyor. Bu çalışma, hem çevre hem de mekanla bedensel etkileşime ayak uydurarak, ortak alanları ve fiziksel ilişkileri taze bir biçimde ele alan bir deneyim.

  • Black Facebook Icon
  • Black Instagram Icon